Türkiye vatandaşlığı edinme sürecinde gerçekleştirilen usulsüzlüklere karşı başlatılan soruşturmalar ikinci aşamasına ulaştı. İstanbul merkezli yürütülen operasyonlarda, gayrimenkul satışları üzerinden sahtecilik yaptığı tespit edilen şüpheliler hakkında yargı süreci hız kazandı.

Soruşturma kapsamında, düşük bedelli taşınmazların ekspertiz raporlarında gerçeğe aykırı olarak yüksek bedellerle gösterildiği belirlendi. Bu yöntemle vatandaşlık hakkı elde etmeye çalışan binlerce yabancı uyruklu şahsın işlemleri mercek altına alındı. Yapılan incelemeler sonucunda, 1070 kişinin usulsüz yollarla vatandaşlık kazandığı tespit edilerek haklarında yasal süreç başlatıldı.

Gayrimenkul Sektöründe Yasa Dışı İşlemler

İkinci operasyon dalgasında birçok büyük inşaat firmasının satış işlemleri detaylıca incelendi. Toplamda 734 yabancı uyruklu kişiye yapılan satışların bir kısmının muvazaalı olduğu ortaya çıktı. Yaklaşık 3,5 milyar TL'yi bulan şüpheli işlemler nedeniyle, ilgili firmalara karşı adli tedbirler uygulamaya konuldu.

Operasyonların sonucunda 88 şüpheli hakkında adli işlem tesis edilirken, bunların 72'si gözaltına alındı. Şüphelilerin dijital materyallerine ve ticari kayıtlarına incelenmek üzere el konuldu. Ayrıca, elde edilen haksız kazançların takibi için mal varlıklarına tedbir kararı getirildi.

30 Şirkete Kayyum Atandı

Soruşturma sürecinde tespit edilen usulsüzlüklerin boyutu, idari ve mali önlemleri zorunlu kıldı. Toplamda 30 şirketin yönetimine kayyum atanırken, binlerce taşınmaz ve banka hesabı üzerinde kısıtlamalar yapıldı. İnceleme konusu olan 2011 taşınmaz, 86 araç ve 2 yat, soruşturmanın kapsamını gözler önüne serdi.

Yetkililer, vatandaşlık hukukunun korunması için kamu zararının engellenmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Usulsüz işlemlerle Türk vatandaşlığı aldığı tespit edilen şahısların vatandaşlıklarının iptal edilmesi yönündeki idari işlemlerin de eş zamanlı olarak yürütüldüğü açıklandı.

Suçtan elde edilen kazançların takibi noktasında finansal denetimlerin süreceği belirtiliyor. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde, vatandaşlık hakkının ticari bir meta haline getirilmesine müsaade edilmeyeceği ve benzeri usulsüzlüklere karşı denetim mekanizmalarının işletilmeye devam edeceği ifade edildi.