Türkiye’nin en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST, bu yıl Dicle Üniversitesi ev sahipliğinde ziyaretçilerine kapılarını açtı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençler, araştırmacılar ve takım liderleri, uzun süreli çalışmalar sonucunda geliştirdikleri bilimsel ve teknolojik tasarımlarla yarışmalarda mücadele ediyor.

Çevre sorunlarına çözüm üretmeyi, doğal kaynakların korunmasını ve günlük hayatta karşılaşılan problemlere teknolojik çözümler geliştirmeyi amaçlayan projeler, festivalin öne çıkan çalışmaları arasında yer aldı.

Geliştirdikleri projeler hakkında konuşan genç yarışmacılar, çalışmalarının amaçlarını, geliştirme süreçlerini ve projelerinin günlük hayatta sağlayabileceği katkıları anlattı.

"Çocukların görünmeyen suyu fark etmesini amaçlıyoruz"

Mehmet İlmaksoy

Antalya’nın Manavgat ilçesinden TEKNOFEST’e katılan Mehmet İlmaksoy, projelerinin çocuklara sanal su kavramını öğretmeyi amaçladığını söyledi.

Bir ürünün üretimi sırasında kullanılan ancak doğrudan görülemeyen su miktarının sanal su olarak ifade edildiğini belirten İlmaksoy "Projemiz, sanal su kavramını çocuklara öğretmeyi amaçlıyor. Sanal su; bir ürünün üretimi sırasında kullanılan, ancak doğrudan göremediğimiz su miktarıdır. Örneğin elimdeki yarım litrelik bir su şişesinin üretiminde yaklaşık 5 litre su kullanılıyor. Asıl hedefimiz, ilkokul çağındaki çocukların bu kavramı küçük yaşta öğrenmesini sağlamak. Bunun için onların kolay anlayabileceği eğitici bir oyun tasarladık. Oyunun başlangıcında kısa bir tanıtım yapıyor, ardından çocukların önüne çeşitli ürünler koyarak sorular yöneltiyoruz. Örneğin, 200 mililitrelik bir sütün üretiminde 90 litreden fazla mı, yoksa daha az mı su kullanılmıştır? diye soruyoruz. Benzer şekilde bir pamuklu tişörtün üretiminde yaklaşık 6 bin litre, bir ekmeğin üretiminde ise yaklaşık 200 litre su tüketildiğini anlatıyoruz. " şeklinde konuştu.

Oyunda çocuklara farklı ürünler üzerinden sorular yönelttiklerini belirten İlmaksoy, bir pamuklu tişörtün üretiminde yaklaşık 6 bin litre, bir ekmeğin üretiminde ise yaklaşık 200 litre su tüketildiğini anlattıklarını ifade etti.

İlmaksoy, "Buradaki amacımız, çocukların yalnızca musluktan akan suyu değil, ürünlerin içinde yer alan görünmeyen suyu da fark etmelerini sağlamak. Çünkü çöpe atılan her ürünle birlikte, onun üretiminde kullanılan su da boşa gitmiş oluyor. Üstelik bu suyun büyük bölümü tatlı su kaynaklarından karşılandığı için, aslında kendi içme suyumuzu da tüketiyoruz. Bu oyun sayesinde çocukların, su tasarrufunun yalnızca musluğu kapatmakla sınırlı olmadığını; gereksiz tüketimi azaltarak ve ürünleri israf etmeyerek de su kaynaklarını koruyabileceklerini kavramalarını hedefliyoruz. İlgi oldukça güzel. Özellikle küçük yaştaki çocuklar oyunu çok seviyor ve oynamak için standımıza geliyor. Bunun yanında öğretmenler, akademisyenler ve farklı yaş gruplarından öğrenciler de standı ziyaret ediyor. Karşılıklı etkileşim sayesinde yoğun ve verimli bir ortam oluşuyor, bu ilgiden oldukça memnunuz." dedi.

"Yağmur suyunu değerlendirerek taşkınların önüne geçmeyi hedefliyoruz"

Nehir Aydoğan

İstanbul Başakşehir Meslek Lisesinden Nehir Aydoğan, ECO-S-CYCLE Yağmur Bahçesi isimli projeleriyle yağmur suyunu değerlendirmeyi ve su taşkınlarını önlemeyi amaçladıklarını belirtti.

Tasarladıkları yağmur bahçesinde suyun önce bitkiler tarafından kullanıldığını, kalan suyun ise depolama alanına yönlendirildiğini aktaran Aydoğan, "Projemizin adı ECO-S-CYCLE Yağmur Bahçesi. Bu proje, yağmur sularını değerlendirerek su taşkınlarını önlemeyi ve depolanan suyun yeniden kullanılmasını amaçlıyor. Burada küçük bir yağmur bahçesi tasarladık ve aynı sistemi okul bahçemizde de uyguladık. Yağmur suyu önce bahçedeki çiçekler ve diğer bitkiler tarafından kullanılıyor. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu su alındıktan sonra kalan su, alt bölümde bulunan depolama alanına yönlendiriliyor. Depolanan suyun bir kısmı mikroalglerle buluşuyor. Mikroalgler, suyla birlikte fotosentez yaparak doğal döngüye katkı sağlıyor. Bu süreç toprağın ve bitki yaşamının desteklenmesine yardımcı olurken, geriye kalan su ise depoda biriktirilerek yeniden kullanıma hazır hale getiriliyor. Böylece bu su, başka bitkilerin sulanmasında veya farklı amaçlarla değerlendirilebiliyor. Sistemin bir diğer önemli özelliği ise akıllı takip mekanizması. Bahçedeki bitkilerin durumunu izlemek için ESP32 tabanlı bir kontrol kartı ve buna bağlı bir web arayüzü geliştirdik. Sistemde hava sıcaklığı, nem, ışık ve su sensörleri bulunuyor. Bu sensörler sayesinde bitkilerin ihtiyaç duyduğu verileri anlık olarak ölçebiliyor ve bahçemizin durumunu canlı olarak takip edebiliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Bitkilerin durumunu anlık olarak takip edebiliyoruz"

Ömer Faruk Çetinkaya

Projenin yazılım bölümünü geliştiren Ömer Faruk Çetinkaya, sıcaklık, nem, ışık ve su sensörlerinden elde edilen verilerin takip edilebildiği bir web arayüzü oluşturduklarını belirtti.

Çetinkaya, "Bu proje kapsamında sensörlerden gelen verileri izleyebileceğimiz bir web arayüzü geliştirdim. HTML, Python ve C++ kullanarak oluşturduğum sistem, tüm verileri tek bir ana tema üzerinde toplayarak anlık olarak görüntülememizi sağlıyor. Bahçede bulunan sıcaklık, nem, ışık ve su sensörlerinden elde edilen veriler sürekli analiz ediliyor. Bu veriler yapay zekâ destekli analiz sistemi tarafından değerlendirilerek bize rapor halinde sunuluyor. Böylece suyun kalitesi ve genel durumu kontrol edilerek sağlıklı olup olmadığı takip edilebiliyor." dedi.

"Kazadan yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki araçlara uyarı gönderiliyor"

Yiğit Ege Yeldağ

Yarışmacılardan Yiğit Ege Yeldağ, zincirleme trafik kazalarının önlenmesine yönelik bir sistem geliştirdiklerini söyledi.

Özellikle yağmurlu, sisli ve görüş mesafesinin düşük olduğu havalarda zincirleme kazaların meydana gelebildiğini belirten Yeldağ, "Bildiğiniz gibi trafik kazaları hem ülkemizde hem de dünyada sıkça yaşanan önemli bir sorundur. Biz de özellikle zincirleme trafik kazalarını önlemeye yönelik bir çözüm geliştirdik. Zincirleme kazalar genellikle yağmurlu, sisli veya görüş mesafesinin düşük olduğu havalarda meydana geliyor. İleride bir ya da birden fazla aracın kaza yapması durumunda, arkadan gelen sürücüler bu kazadan haberdar olmadıkları için kazaya dahil olabiliyor ve olay zincirleme bir kazaya dönüşebiliyor. Geliştirdiğimiz sistem sayesinde, proje entegre edilen bir araç kaza yaptığında bunu otomatik olarak algılıyor. Ardından yaklaşık bir kilometre yarıçapındaki diğer araçlara, ileride bir kaza meydana geldiğine dair anlık uyarı gönderiyor. Bu sayede sürücüler önceden bilgilendirilerek hızlarını düşürebiliyor, gerekli önlemleri alabiliyor ve kazaya karışma riski azaltılıyor. Böylece tek bir kazanın zincirleme bir trafik kazasına dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor." diye konuştu.

"Yıkım tozunun çevreye yayılmasını önlemeyi hedefliyoruz"

Deniz Alp Akçay

Malatya’dan yarışmaya katılan Deniz Alp Akçay, 6 Şubat depremlerinin ardından yıkımı devam eden hasarlı binalarda ortaya çıkan tozun çevreye yayılmasını azaltmak amacıyla bir aparat geliştirdiklerini söyledi.

Kepçelere kolayca takılabilecek düşük maliyetli ve pratik bir sistem tasarladıklarını belirten Akçay, "Malatya'ya geldiğimizde 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bu depremlerde birçok bina hasar aldı. Hasar gören ve yıkılması gereken bu binalar hâlâ yıkılmaya devam ediyor. Bu binalar yıkılırken çevreye yoğun miktarda toz yayılıyor. Özellikle kepçelerin çalışması sırasında oluşan bu tozlar hem çevreyi hem de insanların sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Biz de bunu önlemek amacıyla, kepçelere kolayca takılabilecek, düşük maliyetli ve pratik bir aparat tasarlamaya çalıştık. Geliştirdiğimiz sistemin ön kısmında bir vakum hattı, arka kısmında ise ducted fan bulunuyor. Fan, oluşan tozları kapalı bir su haznesine yönlendiriyor. Tozlar burada suyun içerisinde tutuluyor ve hava filtrelenerek dışarı çıkıyor. Bu sayede yıkım sırasında oluşan tozun doğrudan çevreye yayılmasını önlemeyi hedefliyoruz. Projemiz genel olarak bu şekilde." dedi.

Festival, Dicle Üniversitesi kampüsünde bugün ve yarın ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. (İLKHA)