Orta Doğu'daki kritik ABD askeri noktalarına yönelik gerçekleştirilen İran saldırılarının, tesisler üzerindeki tahribat düzeyi yeni belgelerle netleşti. Paylaşılan fotoğraflar, bölgedeki hava üsleri ve lojistik merkezlerde meydana gelen yıkımın boyutlarını açıkça ortaya koyuyor. Medya kısıtlamaları nedeniyle isimlerini paylaşmayan aktif görevdeki askeri personel tarafından sızdırılan görüntüler, özellikle kritik hava araçları ve altyapıdaki zararı gözler önüne seriyor.

Hava üslerinde ciddi yıkım

Suudi Arabistan'da yer alan Prens Sultan Hava Üssü, saldırıların en yoğun hissedildiği bölgelerden biri oldu. Burada bulunan Boeing E-3 Sentry tipi erken uyarı uçağı, isabet eden füzeler nedeniyle büyük bir hasar aldı. Uçağın gövdesindeki parçalanmalar ve kuyruk kısmının tamamen kopması, saldırının şiddetini kanıtlar nitelikte. Ayrıca yanık izlerinin uçağın ana gövdesinin büyük bir bölümüne yayıldığı görülüyor.

Kuveyt ve diğer bölgelerdeki zarar

Kuveyt'te bulunan Camp Buehring ve Camp Arifjan askeri tesisleri de saldırılardan önemli ölçüde etkilendi. Görüntülerde, askeri binaların yanı sıra lojistik amaçlı kullanılan konteynerlerin kullanılamaz hale geldiği ve araç filosunda ağır zayiat yaşandığı tespit ediliyor. Camp Arifjan'daki bir binanın ise yapısal bütünlüğünü tamamen yitirdiği fotoğraflara yansıdı.

Savunma Bakanlığı raporlarıyla doğrulandı

Söz konusu hasar, ABD Savunma Bakanlığı müfettişliği tarafından bu hafta yayımlanan bir raporla resmiyet kazandı. Rapora göre, Orta Doğu genelindeki dokuz farklı ülkede bulunan ABD tesislerinde yüzlerce bina ya yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Toplam ekipman kaybının 3,7 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtilirken, yaklaşık 60 hava aracının da operasyonel kabiliyetini kaybettiği veya tamamen imha edildiği vurgulandı.

Aktif görevde olan askeri personel, saldırıların gerçek maliyetinin ve fiziki yıkımın kamuoyuyla paylaşılmadığını savunuyor. Pentagon ise yayımlanan fotoğraflar ve rapora ilişkin detaylı yorum yapmaktan kaçınarak resmi açıklama taleplerine yanıt vermedi. Bu gelişmeler, Washington'un bölgedeki askeri kapasitesinin güvenilirliği ve çatışmaların uzun vadeli maliyeti üzerine yürütülen tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda.